Terekenin Taksimi-Mirasın Paylaştırılması Davası

Miras hukukunda uygulamada en sık karşımıza çıkan önemli konulardan biri miras paylaşımının nasıl yapılacağıdır. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Türk hukukunda zümre usulü geçerlidir.

Birici zümrede ölenin en yakın hısımları ,yani alt soy hısımları yer alır. Yani çocukları,torunları,torun çocukları ve devamı birinci zümreyi oluşturur.

İkinci zümrede mirasbırakanın ana,babası ile bunların altsoyları yer alır. Yani ölenin kardeşi,yeğeni ve yeğen çocuklarından oluşur.

Üçüncü zümrede ,mirasbırakanın büyükbaba ve büyük ana ve bunların altsoyu yer alır,yani ölenin amca,dayı ,hala ,teyze ve bunların altsoylarıdır.

Bunu dördüncü ,beşinci,altıncı ve devamı zümrelere ayırabiliriz.

ZÜMRE USULÜYLE PAYLAŞIMDA HANGİ KURALLAR GEÇERLİDİR?

Yakın zümreden olan akrabalar daha sonraki sıradaki akrabaları miras paylaşımında devre dışı bırakır. Yani ölen kişinin birinci zümre akrabaları varsa ikinci zümre devre dışı kalır.Birinci zümre akrabaları yok ancak ikinci zümre akrabaları varsa bu halde de üçüncü zümre akrabaları devre dışı kalır. Yani her zümre kendinden sonraki akrabaları mirastan uzaklaştırır.

Her zümre içinde ,mirasbırakana daha yakın olan akraba ,bu akrabanın soyundan daha uzak olanları devre dışı bırakır. Örneğin mirasbırakanın birinci zümre akrabaları çocukları ve torunlarıdır. Ancak mirasbırakan öldüğünde çocukları hayatta ise torunlar mirastan pay alamazlar.

Her zümre içinde kanuni mirasçı sıfatını kazanan en yakın kan hısımları arasında ,miras eşit olarak paylaşılır. Örneğin ölen kişinin 7 çocuğu varsa bunlardan her biri mirasın yedide birini alır.

 O zümre içinde en yakın hısımlardan biri veya birkaçı mirasbırakandan önce ölmüşlerse bu şekilde bunların yerine altsoy hısımları geçer. Örneğin mirasbırakanın çocuklarından birisi kendisinden önce ölmüştür.bu durumda mirasbırakanın bu çocuğundan olan torunları onun yerine geçerler ve bunun miras hakkı torunları arasında eşit olarak bölünür.

Mirasbırakandan önce ölen  veya kanunda yazılı bir sebeple mirasçı olamayan en yakın hısımlardan birinin altsoyu yoksa, onun miras hakkı yanındaki mirasçıya yani esasen kanuni mirasçı olan en yakın hısımlara geçer. Örneğin mirasbırakanın 4 çocuğundan biri mirasbırakandan önce ölmüşse ve altsoyu da yoksa ,onun yasal miras hakkı diğer 3 çocuğuna ait olur ve miras bu üç çocuk arasında eşit bölünür.


En çok karıştırılan hususları önemle belirtmek gerekir ki;

  • Bir kimse üvey ananın veya üvey babanın mirasçısı olamaz. Mirasçı olmak için onun soyundan gelmiş olmak gerekir.
  • Ana bakımından Evlilik dışı çocuk da birinci zümreye giren birer yasal mirasçı durumundadırlar. Yani bunlar da aynen normal evlilik içi doğan çocuk gibi paylarını alırlar. Buna karşılık baba bakımından evlilik dışı çocuğun mirasçılık durumu TMK m.498’de “evlilik dışında doğmuş ve soy bağı ,tanıma veya hakim hükmüyle kurulmuş olanlar ,baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olurlar” şeklinde düzenlenmiştir.
  • İkinci zümre mirasçıları ,ölenin ana,babası ve onların altsoy hısımlarıdır.Buna göre ikinci zümre mirasçılar ana ,baba,kardeşler,yeğenlerdir. Bunların kanuni mirasçı olabilmeleri için her şeyden önce birinci zümreden kanuni mirasçının bulunmaması lazımdır. Yani ölenin çocuğu veya torunu bulunmamalıdır.
  • İkinci zümre mirasçılığı söz konusu olduğu zaman daima mirası ikiye bölmek gerekir. Çünkü mirasbırakanın ana ve babası eşit hisseye sahiptirler. Eğer ana ve baba hayatta iseler kardeşler ve yeğenler mirasçı olamazlar. Burada ölçü ölene en yakın kanuni mirasçıların olmasıdır. Ana veya baba mirasbırakandan önce ölmüş bulunuyorsa bunun altsoyu onun yerine geçerler. Yani mirasbırakanın kardeşleri bu halde mirasçı olabilirler.
  • Mirasbırakanından önce ölen ana veya babanın altsoyu yoksa bütün miras sağ kalan ana veya babaya kalır.

EVLATLIĞIN YASAL MİRAS HAKKI VAR MIDIR?

Eski hukukumuzda evlatlık yasal mirasçı değildi. Ancak günümüz hukukunda ve TMK m.500 hükmüne göre evlatlık ve altsoyu  da birinci zümreye giren bir yasal mirasçıdır ve evlilik içi çocuklarla aynı miras payına sahiptirler.

  • Burada üzerinde durulması gereken önemli bir husus da evlatlığın evlat edinenin mirasçısı olabildiği halde ,evlat edinen evlatlığın mirasçısı olmaz. Yani evlatlık ölürse evlat edinen onun yasal mirasçısı olamayacaktır.

Evlatlık evlat edinenin yasal mirasçısı olduğu gibi varsa kendi kan hısımlarının da yasal mirasçısı olabilir.

Evlatlığın yasal mirasçı olabilmesinin şartı TMK uyarınca verilmesi gereken bir mahkeme kararına bağlıdır. Evlatlık ilişkisinin kurulması için Mahkeme kararı verilmeden evlatlığın yasal mirasçılığı söz konusu olamayacaktır.

BOŞANMANIN MİRASÇILIĞA ETKİSİ NEDİR?

 Boşanan eşler birbirinin kanuni mirasçısı olamazlar. Bunun gibi miras bırakanın vasiyetname ile eşine yaptığı mal vasiyetleri de sonrada boşanmanın gerçekleşmesi halinde hükümsüz olurlar.

MİRAS PAYLAŞIM DAVASI (ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ/İZALE-İ ŞÜYU)

Miras bırakanın ölmesi ile terekedeki intikale uygun olan özel hukuk ilişkileri Medeni Kanun Kanun gereği otomatik olarak mirasçılara geçer. Mirasçıların terekeyi (mirası) kabul ettiklerine dair bir beyanda bulunmalarına veya başkaca bir işlem yapmalarına gerek yoktur. Mirasçılar, miras bırakanın ölümü ile mirası bir bü­tün olarak, kanun gereğince kazanırlar.Mirasçılar, Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, miras bırakanın ayni haklarını, alacak­larını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olur­lar.

Ortaklığın Giderilmesi (izale-i şüyu) Davası Nedir?

Paylı veya elbirliği mülkiyeti şeklinde tescilli taşınmazlarda ortaklığın giderilmesi amacıyla açılan davalara izale-i şüyu ( ortaklığın giderilmesi ) davası denir. Örneğin anne veya babanızın vefatı neticesinde bir daire ya da apartman ya da arsa, tarla miras kaldı. Kardeşlerin bir kısmı satılmasını isterken diğer bir kısmı satılmasını istemiyor ise bu durumda satışı isteyen kişiler izalei şüyu açar ve mahkeme kararıyla satışı sağlayarak satış bedelinin mirasçılara veraset ilamındaki paylarına göre dağıtılmasını sağlar.Fakat bir çok satış ve mahkeme süreci, mahkeme yoluyla satışın zararlı bir satış olacağı düşüncesiyle uzlaşma ile sonuçlanmaktadır. Paydaşlar sadece taksim veya sadece satış isterlerse talebe bağlı kalınarak karar verilmelidir. Taraflar satış istemiş ise hâkim bu taleple bağlıdır. Taksimine karar veremez.

Ortaklığın Giderilmesi (izale-i şüyu) Davasını Kimler Açabilir?

Ortaklığın giderilmesi davasını paydaşlardan her hangi birisi açabilir. Özellikle taşınmaz malda tapu ile malik olan paydaş veya paydaşların dava açması gerekir. Paydaş küçükse velisi, velayet altındaysa hakimden alacağı izinle vasisi onun adına davayı açacaktır. Bir taşınmaz malda, mülkiyet hissesi olmayıp intifa hakkı bulunan şahsın ortaklığın giderilmesi davası açması mümkün değildir. İştirak halindeki mallarda tasfiye memurunun dava açma hakkı vardır. İştirakli ortağın alacaklısı İcra Hakimliğinden alacağı izin ile dava açabilir.

Mirastan feragat eden, mirastan ıskat olunan, mirası reddeden kimse ortaklığın giderilmesi davası açamaz. Ancak bunlar şahsi sonuç doğuracağından bu kısıtlama onların mirasçılarına geçmez.

Ortaklığın Giderilmesi (izale-i şüyu) Davası Kimler Aleyhine Açılır?

Ortaklığın giderilmesi davası, davacıların dışında kalan paydaşlar aleyhine açılır. Bütün paydaşların davalı olarak gösterilmesi şarttır. Paydaşlardan, davadan önce veya davanın devamı sırasında ölenler varsa, onlara ait veraset ilamları alınarak mirasçıların davaya dahil edilmesi gerekir. Davacı paydaş, ölen hissedarlara ait veraset ilamını almak için sulh hukuk mahkemesine dava açmak üzere ortaklığın giderilmesi davasını gören sulh hukuk mahkemesinden izin belgesi isteyecektir. Bu izin, sulh mahkemesince ara kararı ile verilir, karar mahiyetini kapsayan bir belge davacı paydaşa tevdi edilir.

Ortaklığın giderilmesi davalarında, önemli olduğu kadar zor olan konu taraf teşkilidir. Çünkü çoğu kez paydaşlar birbirini tanımaz. Paydaşların kimi sağ kimi ölü olup ölenlerin mirasçılarını kimler olduğu bilinmez. Paydaşların kimler olduğu ve pay miktarları taşınmaz mallarda ancak tapu kaydı ile tespit edilir. Davalı olarak gösterilmeyenler varsa onların davaya dahil edilmesi gerekir. Taşınmaz mal muristen intikal edip, iştirak halindeki mülkiyete konuysa davadan, murise ait veraset belgesi istenir. Bu veraset ilamındaki mirasçıların davaya dahil edilmesi temin edilir.

Tapuda paydaş olmayan kimselerin davaya dahil edilmesi mümkün değildir. Başkasının arsasına kaçak inşaat yapan şahısların arsasının aynı ile ilgilisi olmadığından davaya katılmaları gerekmez.

Ortaklığın Giderilmesi (izale-i şüyu) davasında izlenecek yol nedir?

Ortak malın taksimi aynen mümkün olmuyor ise mahkemece satılarak bedellerinin paylaştırılacağı M.K 628 maddesinde belirtilmiştir. İzale-i şuyu davasında temel amaç ortaklar arasında çıkan anlaşmazlıkların ve uyuşmazlıkların mahkeme yolu ile ortaklıklarının giderilerek çözülmesidir.Söz konusu taşınmazın bölünebilir nitelikte olması halinde mahkemece taşınmazın aynen paylaştırılmasına,aksi durumda açık arttırma yolu ile satılmasına karar verilir.

Satış Yoluyla Ortaklığın Giderilmesi Ortaklığın Giderilmesi (izale-i şüyu) davası nasıl olur?

TMK m. 699/III hükmüne göre “Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine olanak yoksa açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün paydaşların rızasına bağlıdır.” Paydaşlığın giderilmesi davası açılan taşınmazın yukarıda açıkladığımız koşullara göre aynen bölüşme yoluyla paydaşlığının giderilmesine karar verilemiyorsa paydaşlığın taşınmazın açık arttırmayla satışa sunulması yoluyla giderilmesine karar verilir.

Menkul ya da gayrimenkuller hissedarları arasında taksim edilemez ise, paydaşlardan birinin ortaklığın giderilmesi talebi ile sulh hukuk hakimliği’ne müracaatı ile hukuki süreç başlar. Genellikle gayrimenkullerde rastlanan bir durumdur. Mahkeme öncelikle ortaklığın giderilmesi istenen şeyin taksim edilebilir olup olmadığını inceler. teknik bilirkişileri görevlendirir. taşınmazın imar durumu, hisse ve hissedarların sayısı gibi etmenlere bakarak, paylaştırma sureti ile her bir paydaşa müstakil bir parça (daire, arsa vs.) düşebilecekse, paylaşımı seçer, değil ise satışına karar verir.

Ortaklığın Giderilmesi (izale-i şüyu) Davası Ne Zamana Kadar Açılabilir?

Mirasçılar arasında zamanaşımı bahse konu olmadığından, muristen intikal eden taşınmaz mallar için tapuda intikal muamelesi, yapılmamış olsa dahi ortaklığın giderilmesi davasının her zaman açılması mümkündür. Kanuni mirasçılar yanında murisin tayin ettiği mahsup mirasçılar da bu hakka haizdir.

Hangi Hallerde Ortaklığın Giderilmesi (izale-i şüyu) Davası Açılamaz? 

M.K. md.627’de şuyuun idame mükellefiyeti olmadıkça paydaşlardan her birinin taksim talebinde bulunabileceği hükmü konmuştur. Paydaşlar bu hükme göre ortaklığın devamı için sözleşme yapma hakkını haizdirler. Sözleşmenin yazılı olması yeterlidir, resmi şekil ve tapuya tescil zorunluluğu yoktur. Bu sözleşme 10 yılı geçemez. On yılın başlangıcı sözleşmenin ortaklarca tanzim edildiği ve hukuki tasarrufun yapıldığı tarihtir. On yıl dolmadan haklı sebeplerin varlığı halinde bu sözleşmenin feshi ve ortaklığın giderilmesi dava konusu edilebilir.

Müşterek mülkiyet devamlı bir maksada tahsis edilmişse, o tahsis devam ettiği sürece ortaklığın giderilmesi istenemez. Bu tahsis M.K.md.627 uyarınca azami 10 yıl olabilir. Ancak iki taşınmaz arasında tahsis edilen ve sübjektif ayni haklara konu olan malların süre ile sınırlı olmaksızın hiçbir zaman ortaklığın giderilmesi talep edilemez.

Ortaklığın giderilmesi M.K.md.627/f:son uyarınca münasip olmayan bir zamanda istenemez. Örneğin taşınmaz malların anormal olarak fiyatının düştüğü devrede inşaatın henüz devam ettiği bir zamanda bu malların ortaklığının giderilmesi istenemez.

Paydaşlar ittifakla satışın kendi aralarında yapılmasını istemiş iseler mahkeme bu talebe uymak zorundadır. Ancak böyle bir talep yok ise paydaşların talebi gözönüne alınarak umum arasında satış yapılmalıdır. Hazinenin paydaş olduğu davalar ise mutlaka umuma açık yapılmalıdır.

Ortaklığın Giderilmesi (izale-i şüyu) davası hangi mahkemede açılır?

Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ait davalar sulh hukuk mahkemesinde açılmaktadır.

Ortaklığın Giderilmesi (izale-i şüyu) davası nerede açılır?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki” başlıklı 12. maddesi taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunu belirtmiştir. Hakkında paydaşlığın giderilmesi davası açılacak olan taşınmaz hangi il ya da ilçe sınırlarında ise o yer sulh hukuk mahkemesi yetkilidir. 

Leave A Comment

All fields marked with an asterisk (*) are required